|
|
|
|
|
KEÇİKÖY EFSANESİ Düşmanlar halka saldırırken köylülerin zulümden kaçacakları tek yer, küçük bir garnizon olan, Keçiköy tepesidir. Kaledeki asker sayısı da yetersizdir. Çocuklar ve kadınlar sığabilmiştir ancak garnizona. Çünkü çevre köyler de toplanmıştır burada. Düşman düz ovada konaklamış, dinlenmektedir. Belli ki kısa bir müddet sonra saldıracak. İstişare heyeti toplanır ne yapılacağı uzun uzun tartışılır. Sonuç çaresizliktir ki son olarakta ak saçlı, aksakallı büyüklere sorulacaktır. Mutlaka sorulurda, Mehmet dede saldıran kazanır der. Ama kiminle, kaç kişi ile ne zaman? Hepsinin cevabı vardır Mehmet dede de önce bir sakalı sıvazlar yarın akşam der. Peşinden de ekler. “Bütün köylerin keçilerini, yarın bir araya toplayın.” Kimse bir şey anlamaz ve şaşkınlıkla birbirlerine bakarlar. Ancak soramazlar neden? Diye. Bir bildiği olmasa söylemezdi derler. Bütün keçiler toplanır ertesi gün. Her keçinin boynuzuna çıralar sarılır gündüzden hava kararmak üzeredir. Yakın çıraları der Mehmet Dede. Artık her boynuzda bir çıra yanmaktadır. Siz der, Mehmet dede kaledekilere; hep bir ağızdan tekbir getirin hiç susmadan ve durmadan der. Düşman şaşırır, seslere doğru bakarlar binlerce insan ellerinde meşale gelmektedirler. Hepsi kaçmaya başlar ateş yaklaştıkça. Mehmet dede kimilerine göre Mehmet Hoca aklın her gücü yeneceğini bir kez daha göstermiştir. Sürüsünü çevirir döner kaleye kale kapısına ulaştığında, halk sevinç içerisindeyken Mehmet Dede (hoca) mütevazı bir şekilde yerine geçer. O günden sonra köyün adı Keçiköy olur.
|
