|
Alevi asker oruç tutmadığı için öldürüldü |
|
|
|
|
Haberler -
Son Haberler
|
|
Administrator tarafından yazıldı.
|
|
Cuma, 20 Ağustos 2010 20:48 |
|
Erzincanlı ve Alevi olan Ali Arslan'in Hakkari'de askerliğini yaparken oruç tutmadığı için öldürüldüğü iddia edildi.
Ali Arslan öldürülmeden önce ailesiyle yaptığı telefon görüşmelerinde Alevi olduğu icin, sürekli diğer askerler tarafından hor görüldüğünü, rahatsız edildiğini anlattı.
15 Ağustos günü, kışlada Ramazan orucu tutmadığı gerekçesiyle, bir asker tarafından başından vurularak öldürüldüğü iddia edilen Ali Arslan’ın cenazesi Erzincan’a bağlı Palanga Köyüne getirildi.
Olayın birliğin komutanları tarafından saklandığı belirtildi.
Ailesinin büyük ısrarına rağmen, Ali Arslan’ın yüzü ailesine gösterilmedi. Sadece ayaklarının annesi tarafından görülmesine izin verildikten sonra, Ali Arslan’ın cenazesi toprağa verildi.
KAYNAK : soL Haber Portalı - sol.org.tr - 20.08.2010 |
|
Haberler -
Son Haberler
|
|
Administrator tarafından yazıldı.
|
|
Cuma, 20 Ağustos 2010 20:37 |
|
Biz Aleviler referandumda neden ‘’HAYIR’’ diyeceğiz
12 Eylül 2010 ‘da yapılacak olan referandumda Anayasanın bazı maddelerindeki değişiklikler halkın onayına sunulacak.
Bu maddeler; Anayasa Mahkemesinin yapısında yapılacak değişikliklerle Anayasa Mahkemesi üyelerini yürütmenin belirlemesini sağlamak, Askerlerin Yüce Divana sevkini sağlayan yasa, HSYK’ nın yapısını değiştirerek yürütmenin müdahalesinin sağlanması, Geçici 15. Maddenin kaldırılması, Kişisel verilerin korunması kanununda düzenlemeler, Yurt dışına çıkış yasağında düzenlemeler, Çocuk istismarı konusunda düzenlemeler, Sendika ve Toplu sözleşme kanununda düzenlemeler, Kamu denetçiliği kurumu (ombunsanlık) , Yüksek Askeri şura kararlarına yargı yolunun açılması, Toplu sözleşme hakkı, Askeri yargının düzenlenmesi, başlıklarından oluşmaktadır.
Anayasa değişikliğini teklif eden ve kararı çıkartan AKP hükümeti, referandumda EVET denilmesini savunurken, gerekçesini de ‘’demokratlık ve darbe karşıtlığı’’ üzerine kurmuştur. Referanduma HAYIR oyu verecekleri ise ‘’darbe yandaşı’’ olarak suçlamaktadır. Sadece AKP değil, diğer EVET çiler de HAYIR diyenleri darbeci ve darbe yandaşlığı ile suçlamaktadırlar.
HAYIR, oyu vereceklerini açıklayanların birbirlerinden çok farklı gerekçeleri bulunmaktadır.
12 Eylül Cuntasını Kimler hazırladı, kimler savundu, kimler beslendi; 1980 Öncesi ülkemizde zemin bulan güçlenen sol düşünceyi, sol örgütlenmeyi ve muhtemel sol iktidarın önünü kesmek için, ABD önermesi ve desteğiyle; Askerin sağcıların ve İslamcıların sola karşı kol kola yaptıkları bir darbedir. 12 Eylül Cunta Anayasasını hazırlayanlar yine darbeyi yapan Askerler, sağcılar ve İslamcılardır. Beslenenlerde bu yapılar oldu. Cunta Anayasası oylamasında, Anayasanın büyük bir yüzdeyle kabulünü sağlayanlar Aleviler, Kürtler, Solcular değildir. 12 Eylül darbesinde o darbeye karşı çıkan ve bedel ödeyenlerde Aleviler, Kürtler ve toplamda solculardır.
Kenan Evren’in isminin bile kaldırılmasına itiraz edenler darbe karşıtı olamazlar;Marmaris’te yaşanan örnekte olduğu gibi darbe karşıtlığının karşılığını pratikte görmek gerekmektedir. Sözde değil özde darbe karşıtı olanlar Kenan Evren gibi bir darbeci başının isminin çeşitli yerlerden kaldırılmasına karşı çıkma mamalı hatta yürütmenin başında olan parti olarak kendisi yapmalıdır. Oysa yaşanan durum tam tersidir. Birçok yerde bu isimlere itiraz edilmediği gibi itiraz edilen yerlerde de AKP karşı çıkmaktadır.
%10 Barajını Savunanlar Demokrat Olamazlar; %10 Barajı halkın temsiliyetinin ve meclise iradesinin yansımamasının ve dolayısıyla da Meclisin meşruluğuna gölge düşüren bir sistemdir. Demokrasinin ana temel noktası halkın Yönetim Organına katılmasıdır. Halkın yönetime katılması seçtiği temsilcileri aracılığıyla olmaktadır. %10 barajının uygulandığı ülkemizde demokrasiyi sığmayan bu sistem aslında temsiliyeti ortadan kaldırmak ve baltalamak ve sadece darbelerden beslenenlerin hükümet etmelerine olanak sağlayan anti demokratik bir yöntemdir.
Bu ülkenin yurttaşlarının iradesinin yansıması gereken Türkiye Büyük Millet Meclisi seçimlerinde nispi temsil değil Oransal temsili hem de %10 oranının devamıyla savunmaktadır. Bu demokratlık değildir. Çıkarcılıktır. Demokrasiyi kendi çıkarlarına alet etmektir.
12Eylül’ün anti demokratik kurumları kaldırılmıyor; 12 Eylül tarafından getirilen YÖK halen varlığını ve işlevini sürdürmektedir. YÖK den her fırsatta şikâyet eden İslamcı kesim buranın AKP zihniyeti tarafından ele geçirilmesiyle birlikte sesini kesmiştir. YÖK den yana hiçbir şikâyeti kalmamıştır. Amaç demokrasi değil yandaş siyasetidir.
12 Eylül 1980 darbesi sol ideolojiyi yok etmek için sağcıları kullanmış, siyasal İslami doğurarak büyütmüş ve devletin tüm olanaklarıyla beslemiştir. 28 Şubat darbesi ile siyasal İslami AKP formatında bugün önümüze sunmuştur. AKP hükümeti ülkenin tüm yönetim kadrolarını ki bu en küçük bir meslek odası örgütlenmesinin yönetiminin siyasal İslam kadroları ile yönetilmesi idealini kapsamaktadır. Bugün AKP’nin siyasal İslamcı kadrolarını tamamıyla yerleştiremediği bir Anayasa mahkemesi ve HSYK kalmıştır.
AKP hükümeti, 28 yıl sonra varlığını borçlu olduğu 12 Eylül darbesi ve anayasasının ideali kurumsallaşmış siyasal İslami devletin her hücresine yerleştirmek için yenilenmiş, 12 Eylül anayasası için referandum yapacak. 12 Eylül’deki referanduma EVET diyerek bu idealine ulaşmaya çalışacaktır.
Darbeciler yargılanacak mı? AKP hükümeti ideallerine ulaşmak için solcular üzerinden bir strateji geliştirdi ve başarı ile uygulamaktadır.
15 maddenin kaldırılmasını gündeme alarak ülkenin solunu manipüle etmeyi başardı. Geçici maddenin kaldırılması tek başına hiçbir şey ifade etmiyor çünkü geriye dönük işledikleri suçlardan dolayı hiçbir paşa yargılanamayacak. Yani AKP paşa paşa paşaları aklayacak ve geçmişin tüm suçlularının ve suçlarının üstünü örtecek.
Başbakan bunun adına darbecilerle hesaplaşma diyecek ve bizim ona itaat edip inanmamızı isteyecek. Bunu göstermek için değerlerimizin mektuplarını eline alarak timsah gözyaşları ile süsleyip kullanacak. Oysa bu Anayasa değişiklikleri ile 12 Eylül darbecilerinin yargılanması mümkün değildir. Zaman aşımı söz konusudur. 8 yıldır iktidarda bulunan AKP hükümetine başta 78 liler olmak üzere sosyalistler, solcular, aleviler müracaat etmişlerdir ama cevap bile alamamışlardır.12 Eylül ve sonrasında yaşananlarla ilgili bir soruşturma komisyonu kurulması istenmiştir. 12 Eylül cuntasının katliamına uğrayanlarla ilgili Dosya açılması istenmiştir. Bütün bu taleplere sırt çevrilmiştir. Darbecileri yargılayacak dahası vicdanlarda mahkûm edecek ‘’Gerçekleri Araştırma ve Adalet Komisyonu’’ talepleri kabul edilmemiştir. Bunları kabul etmeyen AKP şimdi, Darbecileri yargılayacak yasaya EVET deyin demektedir. Buna inanmak ahmaklıktır.
Kenan Evren’e Cennetlik diyen bir zihniyet darbecileri yargılayamaz-yargılamaz: Kenan Evren AKP ve Siyasal İslamcıların Hocası tarafından Cennetle ödüllendirilmiştir. Bu ödülün nedeni ise Alevi çocuklarını asimile eden ‘’Din Derslerinin Anayasayla zorunlu hale getirilmesidir’’ AKP; bu zorunlu din dersleri ve 12 Eylül Cuntasının ‘’ne yapalım o zaman sol tehlikeydi’’ gerekçesiyle toplumu dindarlaştırma politikasının ve teşviklerinin ürünüdür. Bu ürün aslına ve kendini var eden unsurlara ihanet etmemiştir, etmeyecektir de. O yüzden halen Kenan Evren isimlerinin okullardan, caddelerden, parklardan, kışlalardan kaldırılmasına itiraz etmektedir.
Kürtlerin seçilmiş yöneticilerine kelepçe taktıranlar ‘’Kürt açılımı’’ yapamaz; Demokratik Türkiye ve Özgürlük söylemleri Alevi Açılımında olduğu bibi kendi kürtünü yaratma girişiminden öteye gitmemiştir. DTP nin seçilmiş Belediye Başkanları kelepçelenerek gözaltına alınmış ve haklarında örgüt üyesi olmaktan soruşturma açılarak tutuklanmışlardır. Kürt sorununu hala silahla çözüm arayarak, özel ordular oluşturmaya çalışanlar ile Kürtleri aşağılarcasına sorunu para (ekonomik) sorununa indirgeyenler demokratik bakış açısında değildirler. Kürtlerin sorunları ile ilgili başta Vatandaşlık tanımı olmak üzere birçok konu hakkında Anayasa değişikliğine gitmeyenler, kendi işlerine gelen yasaları 12 Eylül maduruyeti ve Diyarbakır Cezaevleri üzerinden Kürt halkına onaylatmak istemektedirler.
Memurlara ve diğer kamu görevlilerine grev hakkı vermeyen değişiklik; Anayasa değişikliğinde tıpkı darbecilerle ilgili 15 maddedeki gibi işe yaramayan ve pratikte uygulanmayacak bir değişiklik yapılmaktadır. Grev hakkı verilmeden, toplu sözleşme hakkı verilmektedir. Bunun pratikte bir karşılığı yoktur.
Aleviler açısından durum;
12 Eylül ve diğer tüm darbe dönemlerinde en çok zararı gören hatta bizzat hedef haline gelenler Solcular, Kürtler ve Alevilerdir. 12 Eylül cuntasının 3K hedefinde Koministler, Kürtler ve Kızılbaşlar olduğu unutulmamalıdır. 12 Eylül’de Dedelerimize baskılar yapıldı, Cemlerimiz basıldı, yasaklandı. Cem yapanlar DGM lere sevk edildi. Din dersleri Anayasaya konarak ‘’Alevi çocuklarını Sünnileştirme işkencesi’’ zorunlu hale getirildi. Alevi Köylerine zorla Cami yapılması sistematik bir politika haline getirildi. AKP döneminde ise Darbe dönemini aratmayacak şekilde Aleviler bürokrasiden uzaklaştırıldı, Alevi Vali, Kaymakam kalmadı. Alevi Köylerine Cami yapma politikası ve Alevilere ‘’don biçme’’ politikasına hız verildi.
- Zorunlu Din Dersleri ile ilgili kazandığımız mahkeme kararlarını bile uygulamayanlar; AİHM de Hasan ZENGİN’İN kazandığı, Danıştay da ise Hatice ALTINIŞIK ve Ali KENANOĞLU’ nun kazandığı davalara rağmen iç hukuk da herhangi bir düzenleme yapılmamıştır. Bu konuda bırakın Anayasa değişikliğini, AKP’ nin Milli Eğitim Bakanı Hüseyin ÇELİK, bu kararları uygulamayacağız demiştir. Uygulamamaktadır.
- Din dersi için, Bir yetmez bir tane daha verelim diyenler; Aleviler mahkemelerde 12 Eylül darbe Zorunlu Din Dersleri için dava açıp kazanırken, Hükümet sözde Alevi Çalıştayları düzenlerken bir Din Dersinin yetmeyeceğini ve mevcut dersin yeterli olmadığını, Yoğunlaştırılmış Din Eğitimi verecek ikinci bir dersin konulmasının çalışmalarını yapmakta ve açıklamaktadırlar.
- Cem evi diye bir ibadethane var mı diyenler; Bir taraftan Alevi Açılımı yapıp, çalıştaylar düzenleyenler, üstelikte çalıştaylara koordinatörlük yapan Bakan daha yeni bu çalıştaylar sonucunda halen dahi Cem evi Diye bir ibadethane var mı? Diye sorabilmektedir. İnkâr politikasını reddedeceksek ve demokratik bir yönetim tarzını benimseyeceksek, ‘’Cem evlerinin Alevilerin İbadethanesi’’ olduğunu kabul edecek ve Anayasaya değişikliğine gerek kalmadan bu sorunu çözeceksiniz. Ama ne böyle bir tavır ne de niyet vardır. Konu türban olunca kimseye sormadan Meclise getirenler, konu Alevilik olunca çalıştay üstüne çalıştay düzenlemektedir. Bu bir zihniyet sorudur.
- AKP, Yargıda ve HSYK’ da içinde inanç ayırımı yapıyor; Sadece Alevi olduğu için soruşturma geçirenleri unutmadık. Tarikatları soruşturduğu için pandoranın kutusu haline gelen Ergenekon la ilişkilendirmek istenenleri unutmadık. Tüm mesele Anayasa mahkemesine ve HSYK ya siyasal islamın kadrolarını yerleştirmektir.
Evet dersek ne olur, neden ‘’HAYIR’’ diyeceğiz
Toplumun tüm katmanlarında değişim ve demokratikleşme konusunda irade vardır. Toplumun değişik kesimlerinde ve STK lar tarafından büyük oranda Anayasanın değiştirilmesi konusunda bir talep vardır. Bu kadar uygun bir ortamın olduğu bir zamanda bu değişikliği toplumun sorunlarının çözümü ve bir arada yaşamın koşullarını oluşturacak yeni ve Demokratik, çoğulcu, katılımcı bir Anayasa yapmak yerine ‘’basit, dar, uygulanırlığı mümkün olmayan maddeler içerir şekilde ve kendi isteklerine uygun maddeler koyarak’’ değiştirmek bu topluma ve bu değişim isteğini baltalamaktır. Üstelikte bu değişikliği pratikte uygulanırlığı mümkün olmayan ‘’12 Eylül cuntasıyla hesaplaşma’’ sloganına oturtmak da toplumu aldatmaktan ve değişim isteğini törpülemekten başka bir şey değildir.
12 Eylül Cuntasıyla hesaplaşılıyor, değişimler yapılıyor gibi sahte bir olguyla karşı karşıyayız. Daha şimdiden Başbakan ‘’12 Eylül ile hesaplaşıyoruz, 12 Eylül Anayasasını değiştiriyoruz’’ demektedir. Bu yanılgıya ve aldatmacaya EVET demeyeceğiz.
AKP; solcularla, Alevilerle, Kürtlerle, İşçilerle ötekileştirdikleriyle hesaplaşmakta, hesaplaşmanın zeminini hazırlamaktadır.
Ergenekon diye açtıkları davada esas sorgulanması gereken ve bu ülkenin karanlık döneminde imzaları bulunan Tansu ÇİLLER, Mehmet AĞAR, Necdet MENZİR gibi onlarca isime dokunulmuyor. Toplumun çete olduğunu bildiği bir takım isimlerin yanına muhalifler eklenerek susturuluyor. Asıl 12 Eylül darbecileri ve Esas Ergenekoncular, çeteler, AKP hükümetince korunup kollanıyor. 12 Eylül darbesini, cezaevleri katliamlarını, işkenceleri, köy yakmaları, yargısız infazları, gözaltında kayıpları, Sivas katliamını, Maraş Katliamını, Çorum katliamını, Malatya, Gazi, Ümraniye katliamını yapan esas o Ergenekonculara ve bağlantılarına dokunulmuyor.
Bütün bunlarla beraber bu referandumla toplumun topyekûn Anayasa değişikliği talebi kısıtlanacak, değişim talebi rüzgârı ve heyecanı kesilecektir.
Bunun için bu güdük anayasa değişikliğine HAYIR diyerek topyekûn değişiklik talebimizin önünü açalım.
Alevilerin pirlerinden olan Pir Sultan Abdal’ ın dediği gibi ‘’Bozuk düzende sağlam çark olmaz’’ bu bozuk Anayasanın üzerine tamir bakım tutmamaktadır. Toplumun değişim ve demokratlaşma isteği ‘’Topyekûn yeni bir Anayasa’’ olmalıdır. O yüzden hangi madde gelirse gelsin toplumun heyecanı ve talebi güdük değişikliklerle harcanmamalı ve hangi değişiklik gelirse gelsin topyekûn Demokratik bir Anayasa yapılıncaya kadar HAYIR denilmelidir.
O yüzden biz Aleviler, Pirimiz Pir Sultan’ın dediği gibi davranacağız. 12 Eylül Cuntasının getirdiği, İslamcıların sarıldığı ve nemalandığı bu bozuk düzen Anayasasına yapılacak her türlü yandaşça yapılan tamir ve bakıma HAYIR diyeceğiz.
Demokratik, çoğulcu, katılımcı ve özgürlükçü yeni bir ANAYASA isteğimizden vazgeçmeyeceğiz.
21 Temmuz 2010
Ali KENANOĞLU
Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği
Başkan |
|
|
Haberler -
Son Haberler
|
|
Administrator tarafından yazıldı.
|
|
Cuma, 20 Ağustos 2010 20:31 |
|
AKP ANAYASA'SINA “HAYIR”
PEKİYİ NEDEN HAYIR ?
1) DEMOKRASİLERDE ANAYASA NEDEN ÖNEMLİDİR?
ÖNEMLİDİR ÇÜNKÜ TOPLUMUN, TOPLUMDAKİ DEĞİŞİK GRUPLARIN,
KATMANLARIN İSTEKLERİNİ YANSITIR. ONLARIN AYRI AYRI HAKLARINI KORUR.
İŞÇİLERİN HAKLARINA YER VERİR.
SENDİKALARIN HAKLARINA YER VERİR.
SENDİKASIZ ÇALIŞTIRILANLARIN,
EMEKLİLERİN,
İŞVERENLERİN,
KADINLARIN
ÇOCUKLARIN,
ENGELLİLERİN,
DEĞİŞİK MEZHEPLERDEKİ YURTTAŞLARIN,
ÖĞRENCİLERİN,
KÜÇÜK ESNAFIN,
YARGININ,
BASIN EMEKÇİLERİNİN,
GAZİLERİN VE BU ÜLKE İÇİN CANINI VERMİŞ ŞEHİT AİLELERİNİN
TEKEL İŞÇİLERİNİN,
ÇİFTÇİLERİN,
TARIM KESİMİNDE ÇALIŞANLARIN HAKLARINI KORUR.
2) ANAYASA BUNU NASIL YAPAR?
ŞÖYLE YAPAR, ANAYASAYI YAPARKEN, TÜM BU GRUPLARI VE ONLARIN TEMSİLCİLERİ ÇAĞRILIR, GÖRÜŞLERİ ALINIR, TALEPLERİ ALINIR.
ANAYASA BU TALEPLERİN TÜMÜNE YER VEREBİLDİĞİ ORANDA DEMOKRATİK BİR ANAYASA OLUR.
VE ANAYASA, ANCAK BÖYLECE BİR “TOPLUM SÖZLEŞMESİ” OLUR.
3) AKP ANAYASASI BÖYLE Mİ YAPILDI?
HAYIR . AKP TEK BAŞINA ANAYASAYI YAPTI.
HİÇBİR PARTİNİN GÖRÜŞLERİNİ ALMADI.
TÜM SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİNE “ÜÇ GÜN SÜRE” VERDİ.
CHP'NİN “ÜÇ MADDEYİ AYIRIP, DİĞERLERİNİ BERABER OYLAMA” ÖNERİSİNE CEVAP BİLE VERMEDİ.
BUGÜNE KADAR YAPILAN TÜM ÇALIŞMALARA, DİĞER PARTİLER YA DA SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİ TARAFINDAN HAZIRLANAN TASLAKLARA DÖNÜP BAKMADI BİLE.
4) ANAYASA BİR TEK PARTİ TARAFINDAN YAPILABİLİR Mİ?
HAYIR. ÇÜNKÜ O ZAMAN “TOPLUM SÖZLEŞMESİ” OLMAZ. ANCAK “PARTİ ANAYASASI” OLUR. “AKP ANAYASASI OLUR”.
5) AKP'NİN İDDİA ETTİĞİ GİBİ, 1982 ANAYASASI, İLK KEZ Mİ DEĞİŞTİRİLİYOR?
KESİNLİKLE HAYIR . 1982 ANAYASASI, BUNDAN ÖNCE TAM 16 KEZ DEĞİŞTİRİLDİ. BU SONUNCUSU İSE, 17İNCİ DEĞİŞİKLİK OLUYOR. YANİ DARBE ANAYASASINI İLK KEZ DEĞİŞTİRDİKLERİ TAM BİR “YALAN”, TAM BİR “GÖZ BOYAMACA”.
ÜSTELİK BU DEĞİŞİKLİKLERİN YEDİ TANESİ , DAHA AKP İKTİDARA GELMEDEN YAPILMIŞTI.
HEM DE O DÖNEMDE TBMM'DE BULUNAN TÜM SİYASAL PARTİLERİN KATILIMLARI İLE.
YANİ AKP'NİN VE YANDAŞ AYDINLARIN(!) İDDİA ETTİĞİ GİBİ, 1982 ANAYASASI, İLK KEZ DEĞİŞTİRİLMİYOR.
BUNDAN ÖNCEKİ DEĞİŞİKLİKLER DE YİNE AYNI KİŞİLERİN İDDİA ETTİKLERİ GİBİ “MAKYAJ NİTELİĞİNDE” DEĞİŞİKLİKLER DEĞİL.
AKP İKTİDARININ BUNLARI BİLMEMESİ MÜMKÜN DEĞİL. BU KADAR “BİLGİSİZ” OLUNMASI MÜMKÜN MÜ SİZCE? PEKİYİ “BİLGİSİZLİK YA DA HAFIZA KAYBI” DEĞİL İSE, BU İDDİANIN NEDENİ NE OLABİLİR ACABA?
6)SON DEĞİŞİKLİKLERE KARŞI ÇIKILMASININ NEDENİ AKP'NİN YAPMASI MI?
BUNA DA KESİNLİKLE HAYIR . AKP İKTİDARI, BUGÜNE KADAR TAM 9
KEZ ANAYASAYI DEĞİŞTİRDİ. BU SON YAPILAN DA 10. CUSU OLUYOR.
VE BUGÜNE KADAR YAPILAN BU 10 DEĞİŞİKLİKTEN SADECE 3 TANESİ TOPLUMDA TARTIŞMA YARATTI. ÇÜNKÜ ÜÇÜ DE, DİĞER SİYASAL PARTİLERİ, SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİNİ VE TARTIŞMALARI DİKKATE ALMADAN, TAMAMEN “BASKICI BİR ANLAYIŞ” VE “BENİM ÇOĞUNLUĞUM VAR, HER İSTEDİĞİMİ YAPARIM”MANTIĞI İÇİNDE YAPILMIŞTI.
YANİ TAMAMEN DEMOKRASİ DIŞI BİR ANLAYIŞ İLE YAPILMIŞTI. AYNEN ŞİMDİ TARTIŞTIĞIMIZ SON DEĞİŞİKLİK GİBİ.
7) ANAYASANIN İÇİNDE NELER OLMALIDIR?
ANAYASAYA BAKARSINIZ. ANAYASANIN İÇİNDE, O GÜNE KADAR TARTIŞILMIŞ, SORUN YARATMIŞ, TOPLUMDA İHTİYAÇ OLARAK ORTAYA ÇIKMIŞ TÜM TALEPLER ÇÖZÜM BULMALIDIR.
BUNUN İÇİN ÖNCESİNE BAKARSINIZ, O GÜNE KADAR NELERİ TARTIŞMIŞSINIZ, NELER TOPLUMDA SORUN YARATMIŞ, NELER SIKINTI YARATMIŞ.
İŞTE “DEMOKRATİK ANAYASA” TÜM BU TARTIŞMALARA, SORUNLARA ÇÖZÜM BULMALIDIR.
8) TÜRKİYE'DE BUGÜNE KADAR NELER TARTIŞILDI?
KISACA SIRALAYALIM;
DOKUNULMAZLIKLAR,
CUMHURBAŞKANININ YETKİLERİ
KADIN HAKLARI,
PARTİLERİN İÇ İŞLEYİŞLERİNİN DEMOKRATİK OLMAMASI,
LİDER SULTASI,
YÖK,
YARGININ DOSYA ÇOKLUĞU NEDENİYLE GEÇ İŞLEMESİ,
YOLSUZLUKLAR,
ALEVİLERİN HAKLARI,
ETNİK KÖKENLİ VATANDAŞLARIMIZIN KÜLTÜREL HAKLARI
SENDİKAL HAKLAR,
GREV HAKKININ SINIRLARI,
YÜZDE 10' LUK İNSAFSIZ SEÇİM BARAJI
KÜLTÜREL HAKLAR,
HSYK'DA BAKAN'IN VE MÜSTEŞAR'IN YER ALMALARI.
İŞTE TÜM BUNLAR, 1982'DEN BU YANA TARTIŞILDI. VE TÜM PARTİLERİN, SİYASAL GRUPLARIN, SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİNİN TALEPLERİ OLARAK ORTAYA ÇIKTI
BU SORUNLARIN TÜMÜ “DEMOKRATİK BİR ANAYASA’DA” YER BULMALIDIR. BU YOLLA BİR “TOPLUM SÖZLEŞMESİ” OLMASI GEREKEN ANAYASA’LAR HALKIN SORUNLARINA ÇÖZÜM ÜRETMELİDİR.
9) AKP ANAYASASI BU TALEPLERE YER VERİYOR MU?
HAYIR . HİÇBİRİNE YER VERMİYOR.
AKP ANAYASASINDA NE DOKUNULMAZLIKLAR SINIRLANMIŞ,
NE PARTİLERİN İÇ İŞLEYİŞİ İLE İLGİLİ BİR DÜZENLEME VAR,
NE YÖK DEĞİŞTİRİLMİŞ,
NE KADINLARA KOTA GETİRİLMİŞ,
NE SENDİKALARA BİR HAK GETİRİLMİŞ,
NE İŞÇİLERİN İNSANCA YAŞAM HAKLARI GÜVENCEYE ALINMIŞ,
AKP ANAYASASI, BUNLARIN HİÇ BİRİNE YER VERMİŞ Mİ? HAYIR
BUNLARIN HİÇ BİRİ YOK.
10) BUNLARIN YERİNE AKP ANAYASASINDA NE VAR?
BUNLAR YERİNE SADECE HER ZAMAN YAPTIKLARI GİBİ, YAPAY SORUNLAR VE YAPAY BİR GÜNDEM YARATMAK VAR.
SADECE “GÖZ BOYAMACILIK” VAR. “HAK GETİRİYORUZ” GÖRÜNTÜSÜ ALTINDA “HİÇ BİR HAK, ÖZGÜRLÜK, YENİLİK” GETİRMEMEK VAR.
BİR TEK “AKP İKTİDARININ YARGIYA TEK BAŞINA EGEMEN OLMASI” VAR. ANAYASA MAHKEMESİ ÜYELERİNİN TAMAMINI İKİ KİŞİNİN SEÇMESİ VAR. ABDULLAH GÜL VERECEP TAYYİP ERDOĞAN'IN TÜM ANAYASA MAHKEMESİ ÜYELERİNİ SEÇMESİ VAR.
YOLSUZLUK BATAĞINA BATMIŞ AKP’NİN SORUMLULUKTAN VE HESAP VERMEKTEN KURTULMAK AMACIYLA KENDİ YARGISINI OLUŞTURMA ÇABASI VAR.
YANİ TÜPRAŞ
TÜRK TELEKOM
SEYDİŞEHİR ETİ ALÜMİNYUM
BALIKESİR SEKA
SABAH/ ATV
AKKUYU NÜKLEER SANTRALİ GİBİ BİR ÇOK YOLSUZLUKTAN
DOLAYI İLERİDE KENDİLERİNİ YÜCE DİVAN OLARAK YARGILAYACAK MAHKEMENİN TÜM ÜYELERİNİ KENDİLERİNİN SEÇMESİ VAR.
BÖYLECE YÜCE DİVAN'DAN KAÇMA YOLU VAR.
11) ANAYASA MAHKEMESİ ve HSYK İLE İLGİLİ DEĞİŞİKLİKLER YARGIDAKİ PROBLEMLERİ ÇÖZMEYE YÖNELİK DEĞİŞİKLİKLER MİDİR?
KESİNLİKLE HAYIR. ÜSTELİK BU YENİ DÜZENLEME, 12 EYLÜL DARBE ANAYASASINDAN BİLE DAHA GERİDİR.
NEDEN Mİ? BU DÜZENLEME İLE ANAYASA MAHKEMESİ ÜYELERİNİN TAMAMI ABDULLAH GÜL VE RECEP TAYYİP ERDOĞAN TARAFINDAN SEÇİLECEKTİR. BÖYLELİKLE İLERİDE KENDİLERİNİ YÜCE DİVAN OLARAK YARGILAYACAK MAHKEMENİN TÜM ÜYELERİNİ KENDİLERİ SEÇMİŞ OLACAKTIR.
ÜSTELİK ANAYASA MAHKEMESİ ÜYELERİ ARASINDA, ESKİDEN 11 ÜYEDEN 4 TANESİ, TAMAMI İLE YÜRÜTMENİN TAKDİRİNE YANİ MUTLAK TERCİHİNE BIRAKILMIŞTI.
BUGÜNKÜ DÜZENLEMEDE İSE, 17 ÜYEDEN 10 TANESİ İKTİDARIN MUTLAK TAKDİRİNE BIRAKILMIŞTIR. YANİ ÜYELERİN ÇOĞUNLUĞU.
NASIL MI?
4 ÜYE TAMAMEN CUMHURBAŞKANININ TAKDİRİNDEDİR.
3 ÜYE YİNE CUMHURBAŞKANININ SEÇTİĞİ YÖK 'TEN GÖNDERİLMEKTEDİR.
3 ÜYE TBMM'DE OY ÇOKLUĞUYLA YANİ İKTİDAR PARTİSİNCE SEÇİLMEKTEDİR.
BU SİZCE TESADÜF MÜ? AKP NE YAPTIĞINI BİLMİYOR MU?
ESKİDEN YÖK'E KIZARKEN, ŞİMDİ GÖNDERDİĞİ ÜYE SAYISINI NEDEN ARTTIRMIŞ DERSİNİZ? NEDEN 1 ÜYEDEN ŞİMDİ 3 ÜYEYE ÇIKARMIŞ SİZCE?
ÜSTELİK 1982 ANAYASASINDAN GERİYE GİDİŞ BUNUNLA DA SINIRLI DEĞİL .
AYRICA, HSYK’YA İLİŞKİN OLARAK DA; ADALET BAKANI İLE MÜSTEŞARI, YENİ DÜZENLEMEDE DE HSYK’DA YER ALMAKTADIR.
BUNUN YANI SIRA AYRICA,
1-KURULUN BAŞKANI ADALET BAKANIDIR.
2-ADALET BAKANLIĞI MÜSTEŞARI DOĞAL ÜYEDİR.(MÜSTEŞARI BAKAN ATAMAKTADIR)
3-KURULUN YÖNETİMİ VE TEMSİLİ KURUL BAŞKANINA AİTTİR.(BAŞKAN ADALET BAKANIDIR.)
4-HAKİM VE SAVCILARIN DENETLENMESİ,HAKLARINDA İNCELEME VE SORUŞTURMA İŞLEMLERİ HSYK BAŞKANININ OLURU İLE (ADALET BAKANI’NIN) KURUL MÜFETTİŞLERİNE YAPTIRILMAKTADIR.
5-HSYK GENEL SEKRETERİ KURUL BAŞKANI (ADALET BAKANI) TARAFINDAN ATANMAKTADIR.
6-ADALET BAKANLIĞININ MERKEZ VE BAĞLI KURULUŞLARDA GEÇİCİ VE SÜREKLİ OLARAK ÇALIŞTIRILACAK HAKİM VE SAVCILAR İLE ADALET MÜFETTİŞLERİNİ ATAMA YETKİSİ ADALET BAKANINA AİTTİR.
OYSA TÜM BU DÜZENLEMELER NEDENİYLE 1982 ANAYASASI, BUGÜNE KADAR ELEŞTİRİLMİŞTİR. BU DÜZENLEMELERİN “YARGI BAĞIMSIZLIĞINA AYKIRI OLDUĞU” KABUL EDİLMİŞTİR. AVRUPA NORMLARINA AYKIRI OLDUĞU TÜM RAPORLARDA AÇIKÇA İFADE EDİLMİŞTİR.
ÜSTELİK KESİNLİKLE, BU DEĞİŞİKLİKTE, 1982 DARBE ANAYASASININ KOŞULLARINDAN BİLE GERİ GİDİŞ VAR .
NASIL MI? ESKİDEN ADALET BAKANININ YARGIÇLAR YA DA SAVCILAR HAKKINDAKİ SORUŞTURMA AÇMA YA DA AÇMAMA KARARLARINA KARŞI “YARGI YOLUNA” GİDİLEBİLİYORDU . BU DEĞİŞİKLİKLE İSE, BU KARARLARA KARŞI YARGI YOLU TAMAMEN KAPATILMIŞ .
NEDEN Mİ? ÇÜNKÜ YENİ DÜZENLEMEDE ADALET BAKANI “SORUŞTURMA İZNİNİ, ADALET BAKANI OLARAK DEĞİL, KURUL BAŞKANI OLARAK VERİYOR. VE KURUL'UN TÜM KARARLARINA (İHRAÇ HARİÇ) KARŞI YARGI YOLU KAPALI. YENİ DEĞİŞİKLİK BÖYLE SÖYLÜYOR.
ŞİMDİ BU DÜZENLEME, ESKİSİNDEN GERİ DEĞİL Mİ? AKP İKTİDARI BUNU BİLMİYOR MU? FARKINA VARMADAN MI BUNU HAZIRLAMIŞ?
GERÇEK BU İKEN, BUGÜN AKP İKTİDARI ‘AVRUPA STANDARTLARINDA YARGI REFORMU YAPIYORUZ’ DİYEREK HALKIMIZI ALDATMAKTADIR.
12) AKP KADINLARA POZİTİF AYIRIMCILIK GETİRDİĞİNİ İDDİA EDİYOR
KESİNLİKLE DOĞRU DEĞİL.
SADECE “BU MAKSATLA ALINACAK TEDBİRLER, EŞİTLİK İLKESİNE AYKIRI SAYILAMAZ” DİYE BİR İBARE EKLENİYOR. BU NE ANLAMA GELİYOR?
HANGİ TEDBİRLER? İLERİDE ALINACAK TEDBİRLER. PEKİYİ SÜRESİ NE “BU TEDBİRLERİN”? YANİ NE ZAMAN ALINACAK BU TEDBİRLER?
BELLİ DEĞİL, “ALINACAK” DEMİŞ YA. PEKİYİ HAZIR ANAYASA DEĞİŞTİRİLİYOR, NEDENŞİMDİ, HEMEN DEĞİL DE , “İLERİDE ALINACAK TEDBİRLER”
BÖYLE BİR POZİTİF AYIRIMCILIK OLUR MU? ÖRNEĞİN KADINLAR BU DÜZENLEMEDEN SONRA TBMM'DE NE KADAR ORANDA TEMSİL EDİLECEK? PEKİYİ YA DİĞER ÖRGÜTLERDE?
BÖYLE BİR ORAN YOK. ÇÜNKÜ “GERÇEK BİR POZİTİF AYIRIMCILIKTAN” SÖZ EDEN YOK.
ÇÜNKÜ ANCAK “KADINLAR VE ERKEKLERİN TEMSİL ORANLARINI BELİRLEYEN BİR KOTA”, KADINLAR İÇİN GERÇEK BİR ‘POZİTİF AYIRIMCILIK GETİRİR. VE BU NEDENLE KADINLAR “KOTA UYGULAMASI” İSTİYORLAR. “İLERİDE ALINMASI DÜŞÜNÜLECEK TEDBİRLER” DEĞİL.
AMA MAALESEF AKP DEĞİŞİKLİĞİNDE BÖYLE BİR ORAN YOK. ÇÜNKÜ “GERÇEK BİR POZİTİF AYIRIMCILIKTAN” SÖZ EDEN YOK.
13) AKP “MEMURLARA TOPLU SÖZLEŞME HAKKI” GETİRDİĞİNİ SÖYLÜYOR
KESİNLİKLE DOĞRU DEĞİL.
ESKİ DÜZENLEMEDE YER ALAN “TOPLU GÖRÜŞMENİN” ADI TOPLU SÖZLEŞME YAPILMIŞ O KADAR.
PEKİYİ “TOPLU SÖZLEŞME YAPILMASI SIRASINDA” MEMURLAR İDARE İLE UZLAŞIRLARSA İŞ TAMAM, AMA YA UZLAŞMAZLARSA?
AKP ANAYASASI ŞÖYLE DİYOR; “UYUŞMAZLIK ÇIKMASI HALİNDE TARAFLAR KAMU GÖREVLİLERİ HAKEM KURULUNA BAŞVURABİLİR”. NASIL BİR KURUL BU? BÜROKRATLARDAN OLUŞAN BİR KURUL. YANİ MEMURLAR İDARE İLE ANLAŞAMAZLARSA, İDARE'NİN KURDUĞU “HAKEM KURULU” KARAR VERİYOR.
PEKİYİ NASIL BİR SÖZLEŞME BU? SONUCU YİNE İDARE'YE BAĞLI.
ACABA “KAMU GÖREVLİLERİ HAKEM KURULU'NUN” KARARLARINI BEĞENMEZLERSE, MEMURLARIN YARGIYA GİTME HAKLARI VAR MI? HAYIR .
AKP ANAYASASI ONU DA ENGELLEMİŞ; “KURULUN KARARLARI KESİNDİR” DİYOR.
YANİ TAM BİR “YALAN” . ORTADA NE TOPLU SÖZLEŞME VAR. NE UZLAŞMA OLMAZSA GREV HAKKI VAR. NE UZLAŞMA VAR. NE DE YARGIYA GİDEBİLME HAKKI VAR.
AKP ANAYASASINDA BUNUN ADI “TOPLU SÖZLEŞME” OLUYOR.
ÜSTELİK “GREV HAKKI DA” KESİNLİKLE YER ALMIYOR. SÖZÜ BİLE EDİLMEMİŞ.
VE DAHASI DA VAR. “MEMURLARIN MALİ HAKLARI, ÖZLÜK HAKLARI” ESKİDEN YASA İLE DÜZENLENİRKEN, YANİ GÜVENCE ALTINDA İKEN, YENİ DEĞİŞİKLİK İLE ARTIK “TOPLU SÖZLEŞME” İLE DÜZENLENİYOR. YANİ İKTİDARIN KURDUĞU VE YARGIÇ DENETİMİNE DE BAĞLI OLMAYAN “HAKEM KURULUNUN” İKİ DUDAĞININ ARASINA BIRAKILMIŞ.
SİZ BUNA GELİŞME Mİ DİYORSUNUZ? İYİLEŞTİRME Mİ DİYORSUNUZ? HAK TANINMIŞ MI DİYORSUNUZ?
YOKSA TESADÜF MÜ ZANNEDİYORSUNUZ? YA DA BECERİKSİZLİK Mİ DİYORSUNUZ? NE DİYORSUNUZ?
14) AKP “ÇOCUKLARI CİNSEL İSTİSMARDAN KORUDUĞUNU” SÖYLÜYOR
ANAYASA AYNEN ŞÖYLE BİR DÜZENLEME GETİRMİŞ. “DEVLET, HER TÜRLÜ İSTİSMARA VE ŞİDDETE KARŞI ÇOCUKLARI KORUYUCU TEDBİRLERİ ALIR”.
PEKİYİ BU DÜZENLEME OLMAZSA, “DEVLET ÇOCUKLARI İSTİSMARA VE ŞİDDETE KARŞI” KORUYAMAYACAK MI? ENGEL Mİ VAR?
SOKAKTA YAŞAYAN VE ÇALIŞTIRILAN 240 BİN ÇOCUK BU MADDE İLE SOKAKLARDAN KURTULUYOR MU? BU KORKUNÇ DURUMUN NEDENİ, BU MADDENİN OLMAMASI MIDIR ?
ANAYASADA ZATEN 41. MADDEDE “ÇOCUKLARI KORUR” DİYE BİR DÜZENLEME YOK MU? BUNUN YENİ GETİRİLENDEN FARKI NE?
HAYIR HİÇ BİR FARKI YOK . AMAÇ ZATEN “YENİ BİR HAK GETİRİYORMUŞ” GİBİ YAPMAK. VE GÖZ BOYAMAK. ESAS AMACI SAKLAMAK. YANİ AKP TEMSİLCİLERİNİN SÖYLEDİKLERİ GİBİ “HAPI HAZIRLAMAK” .
ÖYLE BİR HAZIRLAMAK Kİ, HAPI KOLAYCA YUTABİLELİM.
KALDI Kİ TÜRKİYE, TARAF OLDUĞU ULUSLARARASI SÖZLEŞMELERLE, ÇOCUKLARI ÇOK DAHA KAPSAMLI KORUMAK ZORUNDA OLDUĞU HALDE, BU DEĞİŞİKLİKLE SANKİ BU HAKLAR İLK DEFA TANINIYORMUŞ GİBİ GÖSTERİLMEKTEDİR. YANİ ASIL BU YOLLA KADINLAR VE ÇOCUKLAR OY AVCILIĞI YAPILARAK İSTİSMAR EDİLMEKTEDİR.
15) AKP “KAMU DENETÇİLİĞİNİ” GETİRDİĞİNİ SÖYLÜYOR
AKP ANAYASASI ŞÖYLE DİYOR; “KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU İDARENİN İŞLEYİŞİYLE İLGİLİ ŞİKAYETLERİ İNCELER”.
BU KADAR. TABİİ BİR DE “İKTİDAR PARTİSİ ÇOĞUNLUĞUNUN TEK BAŞINA SEÇECEĞİ” GETİRİLMİŞ.
SAKIN BU DEĞİŞİKLİKLE, KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMUNUN YETKİLERİ, KAPSAMI VE BAŞDENETÇİNİN SEÇİMİ İKTİDAR ÇOĞUNLUĞUNA BIRAKILARAK, ÖZERK KURUMLAR VE İDARE ÜZERİNDE BASKI KURABİLECEK BİR TÜR PARTİ MÜFETTİŞLİĞİ KURUMU OLUŞTURULUYOR OLMASIN? YANİ BÜROKRATIN DENETLENMESİ DE İKTİDAR PARTİSİNE BIRAKILIYOR OLMASIN?.
PEKİYİ KURUMUN YETKİLERİ, GÖREVLERİ? BUNLARIN HİÇBİRİ ANAYASADA YOK.
ÖRNEĞİN NE ZAMAN BAŞVURULUR? KARARLARI YARGI İLE ÇATIŞABİLİR Mİ? ÇATIŞIRSA NE OLUR?
ŞİKAYETLERİ İNCELER İNCELEMESİNE DE, SONRA NE YAPABİLİR?
PEKİYİ AKP İKTİDARI NEDEN BUNLARI DÜZENLEMEMİŞ? ACABA UNUTMUŞ MU? OYSA DÜNYADAKİ ÖRNEKLERİNDE DE, EN ÇOK SIKINTI YARATACAK KONULAR BUNLAR. VE ANAYASA'DA BUNLARA ÇÖZÜM GETİRİLMESİ GEREKİR. ACABA AKP İKTİDARI, TÜM BU KONULARI VE DÜNYADAKİ ÖRNEKLERİ VE UYGULAMALARI BİLMİYOR OLABİLİR Mİ?
BU DENLİ “YETERSİZ BİR DÜZENLEMEYİ” SAKIN BİLEREK, İSTEYEREK GETİRMİŞ OLMASIN? YANİ DİĞER MADDELER GİBİ, SADECE “DOSTLAR ALIŞVERİŞTE GÖRSÜN” DÜŞÜNCESİ İLE GETİRİLMİŞ OLMASIN?
SAKIN BU HALİ İLE KAMU DENETÇİSİ SADECE İŞLERİN YAVAŞLAMASINA NEDEN OLAN, VATANDAŞ-İDARE ANLAŞMAZLIKLARINDA YARGIYA GİDİŞİ BİR SÜRE ERTELEYEN BİR KURUM OLMASIN?
YANİ ESAS AMAÇ “YENİ BİR HAK GETİRİYORMUŞ” GİBİ YAPMAK VE GÖZ BOYAMAK OLMASIN. YANİ AKP TEMSİLCİLERİNİN SÖYLEDİKLERİ GİBİ “HAPI HAZIRLAMAK”OLMASIN.
16) AKP ANAYASASI, “EKONOMİK VE SOSYAL KONSEY” GETİRDİĞİNİ SÖYLÜYOR
AKP ANAYASASI ŞÖYLE DİYOR; “HÜKÜMETE İSTİŞARİ NİTELİKTE GÖRÜŞ BİLDİRMEK ÜZERE EKONOMİK VE SOSYAL KONSEY KURULUR”.
ŞİMDİ BURADA “YENİ BİR KURUM MU” KURULMUŞ ? KESİNLİKLE HAYIR .
EKONOMİK SOSYAL KONSEY ZATEN VAR. BAKAN İSTEDİĞİ ZAMAN TOPLANIYOR, İSTEMEDİĞİ ZAMAN TOPLANMIYOR. VE BU KONUDA HİÇBİR YETKİSİ YOK.
PEKİYİ AKP ANAYASASINDA BU DEĞİŞİYOR MU? O DA HAYIR .
GÖRÜŞ BİLDİRMEKTEN ÖTE BİR GÖREV YA DA YETKİ VERİLMİŞ Mİ? ONA DA HAYIR
PEKİYİ AKP İKTİDARI NEDEN BUNLARI DÜZENLEMEMİŞ? ACABA UNUTMUŞ MU? ACABA AKP İKTİDARI, TÜM BU KONULARI VE DÜNYADAKİ ÖRNEKLERİ VE UYGULAMALARI BİLMİYOR OLABİLİR Mİ?
BU DENLİ “YETERSİZ BİR DÜZENLEMEYİ” ANAYASAYA KOYMUŞ OLMANIN BİR ARTISI VAR MI? KESİNLİKLE HAYIR.
O HALDE SAKIN BİLEREK, İSTEYEREK YAPMIŞ OLMASIN? YANİ DİĞER MADDELER GİBİ, SADECE “DOSTLAR ALIŞVERİŞTE GÖRSÜN” DÜŞÜNCESİ İLE GETİRİLMİŞ OLMASIN?
YANİ ESAS AMAÇ “YENİ BİR DÜZENLEME GETİRİYORMUŞ” GİBİ YAPMAK VE GÖZ BOYAMAK OLMASIN. YANİ AKP TEMSİLCİLERİNİN SÖYLEDİKLERİ GİBİ “HAPI HAZIRLAMAK” OLMASIN.
17) AKP, “KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASINI SAĞLADIĞINI” SÖYLÜYOR
KESİNLİKLE DOĞRU DEĞİL.
TELEFON VE ORTAM DİNLEMELERİNİ OLAĞAN HALE GETİREREK, ÖZEL HAYATIN GİZLİLİĞİNİ AYAKLAR ALTINA ALAN BİR İKTİDAR, KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASINDAN SÖZ EDEREK, HALKIMIZLA ALAY ETMEKTEDİR.
ÇÜNKÜ AYNI AKP İKTİDARI, “KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASI KANUNU” ADI ALTINDA HAZIRLANAN VE TBMM ADALET KOMİSYONU’NDA BEKLEYEN YASA TASARISINDA; “ÖZEL NİTELİĞİ OLAN KİŞİSEL VERİLER, KİŞİLERİN, IRK, SİYASİ DÜŞÜNCE, FELSEFİ İNANÇ, DİN, MEZHEP VEYA DİĞER İNANÇLARI, SAĞLIK VE ÖEL YAŞAMLARI VE HER TÜRLÜ MAHKUMİYETLERİYLE İLGİLİ KİŞİSEL VERİLERİ”, BAKANLAR KURULU’NUN ATADIĞI 7 KİŞİLİK BİR KURULUN İZNİNE BAĞLAMAKTADIR.
YANİ KİŞİLERİN İŞLENMESİNE YANİ “FİŞLENMESİNE” OLANAK TANIYAN YASA, AKP İKTİDARININ AÇIK AMACINI ORTAYA KOYMAKTADIR.
AKP İKTİDARI, TELEFON DİNLEMELERİNİ, FİŞLEMELERİ, TEKNİK İZLEMELERİ, GİZLİ TANIKLIĞI OLAĞAN HALE GETİREN TÜM YASALARI YAPMADI MI? DİNLEMELERİ SADECE “BAŞBAKAN TARAFINDAN ATANAN BİR TELEKOMÜNİKASYON BAŞKANINA” BIRAKAN YASAYI YAPMADI MI? BU YASA ANAYASA MAHKEMESİ TARAFINDAN İPTAL EDİLMESİNE KARŞIN, “O KİŞİYİ” HALEN GÖREVDE TUTMADI MI?
YOKSA BU ÇELİŞKİLER SADECE TESADÜF MÜ?
YA DA TÜM BUNLARI YALANLAYAN ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİNE İNANIYOR MUSUNUZ?
18) AKP, 12 EYLÜL DARBECİLERİNE YARGI YOLU AÇIYOR MU?
BUGÜN ARTIK SADECE SİMGESEL BİR ANLAM TAŞIYAN GEÇİCİ 15NCİ MADDEYİ KALDIRMAK, 12 EYLÜL DARBECİLERİNE YARGI YOLU AÇMAYACAKTIR. ÇÜNKÜ GEÇİCİ 15. MADDE BİR TÜR SORUMSUZLUK GETİRMİŞ. BU “DOKUNULMAZLIKTAN” FARKLI BİR DÜZENLEME. YANİ O DÖNEMDE YETKİ KULLANANLARIN SORUMSUZ OLDUKLARINI SÖYLÜYOR. BİR ANLAMDA “GENEL AF” GİBİ, TÜM SONUÇLARI YANİ CEZAYI KALDIRAN BİR DÜZENLEME.
BU NEDENLE DAHA SONRA ÇIKARILAN BİR DÜZENLEME İLE “TEKRAR SORUMLULUK” GETİRMEK MÜMKÜN DEĞİL.
ZATEN BU NEDENLE AKP YÖNETİCİLERİ, “ONLARA BİR ŞEY YAPAMASAK DA”DİYORLAR. AMA HEMEN ARDINDAN DA “12 EYLÜL'LE HESAPLAŞIYORUZ” YALANINI SÖYLÜYORLAR. ÜSTELİK 28 ŞUBAT’I YAPANLAR, 27 NİSAN E-MUHTIRASINI VERENLER, BÖYLE BİR KORUMANIN ALTINDA DEĞİLKEN, BAŞBAKANLA “DOLMABAHÇE'DE SIRDAŞ OLARAK” YAŞAMLARINI SÜRDÜRMÜYOR MU? KENDİLERİNE SAĞLANAN OLANAKLARDAN YARARLANMIYOR MU? ONLAR İÇİN BÖYLE BİR KORUMA YOK İKEN, AKP ONLAR İÇİN NE YAPTI?
AMA İŞ HALKI KANDIRMAYA GELİNCE “ANAYASA'YA EVET ÇIKARSA, 12 EYLÜL İLE HESAPLAŞACAĞIZ” YALANI!
KALDI Kİ CHP, BU SORUMSUZLUK ENGELİNİ AŞMAK İÇİN BİR “GEÇİCİ MADDE” ÖNERMİŞTİ. BU ÖNERİ BELKİ “MUTLAK SORUMSUZLUK ENGELİNİ” AŞAMAYACAKTI, AMA EN AZINDAN “ADI SANI BELLİ OLMAYAN BİR ÇOK KİŞİNİN” DEĞİL ANCAK “BELLİ SORUMLULARIN” YARGILANABİLMELERİ İÇİN BİR ÖNERİ İDİ.
AMA NE OLDU? CHP'NİN BU ÖNERİSİ TBMM'DEKİ GÖRÜŞMELERDE AKP'NİN OYLARI İLE REDDEDİLDİ .
ACABA BU BİR “TESADÜF MÜ” DERSİNİZ? YOKSA AKP BUNU BİLE BİLE Mİ YAPTI?
AKP GERÇEKTEN DE “DARBELER” İLE DARBECİLER İLE HESAPLAŞMAK MI İSTİYOR, YOKSA SADECE BUNDAN OY KAZANMAK MI İSTİYOR? SİZ NE DERSİNİZ?
19) AKP ANAYASASI, TEMEL SORUNLARA ÇÖZÜM GETİRİYOR MU?
KESİNLİKLE HAYIR.
21. YÜZYILDA TÜRKİYE'YE KILAVUZLUK EDECEK ÇAĞDAŞ BİR ANAYASA METNİNİN, İLK OLARAK, ÇAĞDAŞ NİTELENDİRMESİNİ HAK EDEN, DEMOKRATİK HUKUK DEVLETLERİNİN YER VERMESİ GEREKEN KURUM, KURAL VE GÜVENCELERE YER VERMESİ GEREKLİDİR.
ANCAK BU YETERLİ DEĞİLDİR. AYRICA ÜLKENİN KENDİ KOŞULLARINDAN, KENDİ TOPLUMSAL İHTİYAÇLARINDAN DOĞAN KURUM VE KURALLARA DA YER VERMESİ ZORUNLUDUR.
OYSA AKP ANAYASASI BUNLARA YER VERİYOR MU? HAYIR . KESİNLİKLE BUNLARIN HİÇBİRİNE YER VERMİYOR.
20) ÖRNEĞİN AKP ANAYASASI ASKERİ YARGITAY'I KALDIRMIYOR
AKP ANAYASASININ, ÇAĞDAŞ, DEMOKRATİK ÜLKELERİN UYGULAMALARINA GÖRE HAZIRLANDIĞINI İDDİA EDİYORLAR. AMA ÖRNEĞİN ASKERİ YARGITAY KALDIRILMIYOR, ASKERİ MAHKEMELERİN KARARLARININ ASKERİ YARGITAY YERİNE YARGITAY”IN ÖZEL BİR DAİRESİNE GİTMESİ SAĞLANMAMIŞ.
PEKİYİ NEDEN DERSİNİZ ? SORUN “BİLGİSİZLİK Mİ” ACABA, YOKSA BAŞKA BİR ŞEY Mİ?
21) ÖRNEĞİN AKP ANAYASASI, HSYK KARARLARINI DENETİME AÇMIYOR
KESİNLİKLE AÇMIYOR .
OYSA HAKİMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU'NUN TÜM KARARLARININ DENETİME AÇILMASI, TÜM HUKUKÇULAR TARAFINDAN İSTENEN BİR DÜZENLEME İDİ. VE 1961 ANAYASASINDA “İDARİ GÖREVLERİ BULUNAN HSYK’NIN TÜM KARARLARI YARGI DENETİMİNE BAĞLI İDİ”.
BUGÜNE KADAR, TÜM KARARLARIN YARGI DENETİMİNE BAĞLI OLMASI GEREĞİ, HEM HUKUKÇULAR, HEM BİZZAT YARGI MENSUPLARI TARAFINDAN, HEP DİLE GETİRİLDİ.
OYSA AKP ANAYASASINDA, BU YOK. SADECE “İHRAÇ KARARLARI” YARGI DENETİMİNE BAĞLANMIŞ, DİĞER TÜM ATAMA, TERFİ, YER DEĞİŞTİRME, SORUŞTURMA İZNİ, SORUŞTURMA GİBİ KARARLAR, YARGI DENETİMİ DIŞINDA KALMIŞ.
ACABA BASİT BİR UNUTKANLIK MI ? YOKSA BİLGİSİZLİK Mİ? YOKSA BAŞKA BİR NEDENİ VAR MI?
BU DENLİ “YETERSİZ BİR DÜZENLEME” SAKIN BİLEREK, İSTEYEREK GETİRİLMİŞ OLMASIN?
ADALET BAKANININ, YANİ YÜRÜTMENİN YARGI ÜZERİNDEKİ BASKISINI DEVAM ETTİRMEK İÇİN UNUTULMUŞ(!) OLMASIN
22) AKP ANAYASASI, YÜKSEK ÖĞRETİM KURUMUNU NEDEN DÜZENLEMEMİŞ?
BUGÜNE KADAR AKP TEMSİLCİLERİ HER ZAMAN “YÜKSEKÖĞRETİM KURUMUNDAN” ŞİKAYETÇİ İDİLER. HER ZAMAN “YÖK” ÜN KALDIRILMASINI, ÇAĞDAŞ DEMOKRASİLERDE BÖYLE İŞLEYEN BİR KURUMUN OLMADIĞINI SÖYLÜYORLARDI.
OYSA YENİ ANAYASA DÜZENLEMESİNDE HİÇ BİR ŞEY YOK. ACABA BASİT BİR UNUTKANLIK MI?
YOKSA “NASIL OLSA ARTIK ELE GEÇİRDİK” MANTIĞININ BİR UZANTISI MI?
23) AKP ANAYASASI, CUMHURBAŞKANININ İŞLEMLERİ KONUSUNU DA UNUTMUŞ
AKP İKTİDARI, 2007 YILINA KADAR “CUMHURBAŞKANININ YETKİLERİNİN FAZLALIĞINDAN” ŞİKAYET EDİYORDU.
ANCAK ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİNDE, BU KONUYU TAMAMEN UNUTMUŞ GÖRÜNÜYOR. HATTA CUMHURBAŞKANININ YETKİLERİNİ ÇOK DAHA ARTTIRMIŞ.
NASIL MI ARTTIRMIŞ? ANAYASA MAHKEMESİNE “KENDİ BAŞINA” SEÇTİĞİ ÜYELERİN SAYISINI ÇOĞALTMIŞ. ESKİDEN 11 ÜYEDEN 4 TANESİNİ (3 ÜYE DOĞRUDAN + 1 ÜYE YÖK'TEN) ATARKEN, ŞİMDİ BU ÜYELERİN SAYISI YEDİ (7) YE ÇIKARTILMIŞ.
HANİ CUMHURBAŞKANININ YETKİLERİ ÇOK FAZLA İDİ? HANİ BU YETKİLERİ İLE BİR “VESAYET KURUMU” OLURDU?
ACABA YİNE “NASIL OLSA ARTIK ELE GEÇİRDİK” MANTIĞININ BİR UZANTISI MI?
24) AKP ANAYASASINDA “KÜRT KÖKENLİ VATANDAŞLARIMIZ” UNUTULMUŞ
AÇILIM YAPTIK DEDİLER, İLK ÖNCE KENDİ YANDAŞLARI İLE TOPLANTILAR DÜZENLEDİLER.
SONRA “KÜRT AÇILIMI”NDAN VAZGEÇİP “BİRLİK, BERABERLİK AÇILIMI” DEDİLER.
İÇERİĞİNİ SORDUK, HİÇ SÖYLEMEDİLER,
“HABUR'DA GÖRECEKSİNİZ AÇILIMI” DEDİLER. VE “HABUR”DA AÇILIMI BAŞLATTILAR. YARGIÇLARA BASKI YAPIP “SAHRA MAHKEMELERİ” KURDULAR.
BAŞBAKAN “HABUR'DA ÇOK GÜZEL ŞEYLER OLUYOR” DEDİ.
BU AÇILIM OLMAZSA “DEMOKRASİ YOKTUR” DEDİLER. “AÇILIMA DESTEK VERMEZSENİZ İKİ CİHANDA LEKELİSİNİZ” DEDİLER.
VE YAPTIKLARI ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİNDE KÜRT VATANDAŞLARIMIZLA İLGİLİ TEK CÜMLE BİLE KOYMADILAR. ONLARI UNUTTULAR.
PEKİYİ BU NASIL DEMOKRATİK VE ÇAĞDAŞ BİR ANAYASA ?
25) AKP ANAYASASINDA, “ALEVİ YURTTAŞLARIMIZ” DA UNUTULMUŞ
SAYISIZ AÇILIM YAPTILAR, TOPLANTILAR DÜZENLEDİLER. ALEVİLERİN TALEPLERİNE KARŞILIK VERECEKLERİNİ SÖYLEDİLER.
AMA UNUTMUŞLAR. ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİNDE “ALEVİLERLE” İLGİLİ TEK SATIR YOK. BİR TEK HAK YOK. NE “ZORUNLU DİN DERSİ” , NE DE BAŞKA BİR HAK. ACABA UNUTTULAR MI DERSİNİZ?
YOKSA BU NASIL ÇAĞDAŞ VE DEMOKRATİK BİR ANAYASA?
ŞİMDİ BİR KEZ DAHA DÜŞÜNELİM.
YUKARIDA SÖYLEDİKLERİMİZ DOĞRU DEĞİL İSE,
ELEŞTİRİLERİMİZ HAKLI DEĞİL İSE,
UNUTULANLARIN GERÇEKTEN UNUTULDUĞUNU DÜŞÜNÜYORSANIZ, ANAYASA'YA “EVET” VERİN,
AMA SÖYLEDİKLERİMİZ DOĞRU İSE, ANAYASAYA “HAYIR” VERELİM.
OYLARIMIZ “HAYIR'LI” OLSUN.
|
|
Haberler -
Son Haberler
|
|
Administrator tarafından yazıldı.
|
|
Pazartesi, 26 Temmuz 2010 16:00 |
|
Aldığımız habere göre Emekli Astsubay Kd. Bşçvş. Veli Doğan hakk'a yürüdü. Merhuma Allahtan rahmet yakınlarına başsağlığı diliyoruz. |
|
Son Güncelleme: Pazartesi, 26 Temmuz 2010 17:27 |
|